ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA İLE BAŞAÇIKMANIN YOLLARI

Çocuğunuzla çatışmaya girdiğinizde yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir;

1. Her şeyden önce bu durumda soğukkanlılığınızı korumaya çalışın. Derin bir nefes alın ve içinizden “O sadece bir çocuk” deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin. Kesinlikle başarısız olacağınızı aklınıza getirmeyin.

2. Sahada olmadığınızı ve futbol oynamadığınızı unutmayın; her ikiniz de kazanabilir, her ikiniz de amacınıza ulaşabilirsiniz. Amacınız ona, kimin güçlü kimin güçsüz olduğunu ispatlamak değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalı.

3. İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve bu açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi sizin de istediğinizi ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığınızı bilmek onu hem rahatlatacak, hem de sizi ona karşı sürekli engeller koyan bir düşman olarak görmesini engelleyecektir. Tjrs garder le contact des yeux, se mettre a  sa hauteur

4. Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın. Önce “hayır” dediğiniz bir şeye sonradan “evet” derseniz çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanmaya başlayacaktır. Başka zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar da sizinle çatışmaya devam edecektir.soıt par des pleurs soıt par des cris

5. Ona gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunuzu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunuzu hissettirdikten sonra biraz zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya başlarsa hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.

6. Çocuğunuz herşeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini istediği şeyden başka bir noktaya çekmeye çalışın. Çocuğunuz sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek değişik alternatifler deneyebilirsiniz. Bu küçük yaştaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ancak, okul yaşına kadar, hatta bazen daha sonrasında bile bu yöntemin yararını görebilirsiniz. Et de cette maniere on passé du tp avec lui. Dc on lui montre qu il est important pour nous et qu on interdit puis coupe pas le lien apres.

7. Çocuğunuza seçenek sunun, böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. 2 veya 3 seçenek sunun ve o kendisi karar versin. Bu şekilde onun fikirlerine ve kişiliğine saygı duyduğunuzu gösterir. Sunduğunuz seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda onayladığınız seçenekler olmasına dikkat edin ki, yeniden bir anlaşmazlık yaşamayasınız.



BAŞA ÇIKMA YOLLARI: NELER YAPILABİLİR?

  • Yaşanacak tüm inatçılık durumlarında asla öfkelenmeden, soğukkanlılıkla yaklaşmak en yararlı davranış biçimi olacaktır. Derin bir nefes alıp onun “sizin çocuğunuz” olduğunu hatırlamanız, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmak size yardımcı olacaktır.
  • Bu durumlarda amacı saptamak gereklidir. Amacın kimin güçlü olduğunu kanıtlamak olmadığı bilinmelidir. Amaç çocuğun, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalıdır.
  • Örneğin çocuğunuz yemek yeme konusunda sizinle inatlaşabilir. “Çabuk yemeğini ye!” “Yemeğini ye yoksa babana söylerim!” gibi sert ve tehdit içeren ifadeler yerine “Yemeğini büyük çiçekli tabağında mı yoksa küçük yeşil tabağında mı istersin?” gibi uzlaşmacı, sakin ama kararlı ifadeler kullanmanız, hem ortamı sakinleştiren bir yaklaşım olacak hem de çocuğunuza alternatif sunarak kendi seçimini yapma mutluluğunu yaşatacaktır.
  • İnatçılık başladığı anda çok fazla üzerine gitmemek de faydalı bir yöntemdir. (Bir köprüde iki keçi olmamak) Sakinleşene kadar beklemek yararlıdır.
  • Çocukların bu dönemlerinde her isteklerine “hayır” dememeniz gerekir. Ne kadar çok “hayır” verirseniz o kadar çok “hayır” alırsınız. Sizin için olabilecekleri ve olamayacakları belirleyin.
  • Örneğin; “Dişlerini fırçala!” ifadesi yerine “Hadi gel, dişlerimizi birlikte fırçalayalım.” İfadesi daha uygun hatta aranızdaki iletişimi geliştirecek bir ifade olacaktır. İfadeleri dikkatle seçmek faydalı olacaktır.
  • Çocuğunuzun istediği şeyin neden yapılamayacağını basit bir şekilde açıklamak uygun olacaktır.
  • Bu dönemde çocuğunuza karşı kararlı, tutarlı ama sevecen bir tavırla yaklaşmanız gereklidir. Çocuklar bu hassas dönemde haklı olup olmadığınızı anlamaz ama onunla nasıl konuştuğunuzu anlar.
  • Her türlü çabaya rağmen inatlaşma devam ediyorsa, dikkatini başka bir yöne çekmek faydalı olacaktır. (Sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek başka alternatifler denemek.)
  • Yaşanan inatçılık krizlerinde seçenek sunmak önemlidir. Bu yöntemle onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu hissedecektir. Çocuğunuz, kendisiyle ilgili kararlar verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de ebeveyn olarak makul birkaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Çocuğumuz her söylediğimize karşı çıkıyorsa ne yapmalıyız?

Çocuklarda dikkat dağıtmak çok işe yarayan bir yöntemdir. Çocuk dürtüsel olduğu ve dikkatini bir şeye uzun süre yoğunlaştıramadığı için dikkatini dağıtmak kolaydır. Eğer çocuğun dikkatini dağıtmayı başaramıyor ve ilgisini başka bir şeye çekemiyorsanız çocuğa yapmasını istemediğiniz davranışı neden yapmasını istemediğinizi mantıklı nedenlere dayandırarak açıklayabilirsiniz.

Çocuğun isteğine saygı duyduğunuzu hissettirip yapmak istediği şeyin alternatifini sunarsanız söylediklerinizi çocuğunuza daha kolay yaptırabilirsiniz. Ayrıca böyle yaparak çocuğunuz sizin hayırlarınıza daha çok güven duymasını sağlayabilirsiniz.

Her istediği yapılan inatçı çocuk doyumsuz, mutsuz, depresif ruh halinde olan, hiçbir şeyden memnun olmayan çocuklar ve yetişkinlere dönüşür. Hayat bu kadar verici olmadığı için çocuk aile ortamından çıkıp sosyal ortama girdiği zaman arkadaş edinemeyen, yalnız kalan, depresyona çok yatkın kişilikler oluşmaya başlar. Bu nedenlerden dolayı çocukların her istediğinin yapılması yanlış bir tutumdur.

Çocuğumuz her söylediğimize karşı çıkıyorsa ne yapmamak gerekir?

Çocuğumuz her söylediğimize karşı çıkıyorsa yapmamız gerekenler
– Çocukları anlamaz, etmez tutumlarından uzak durmalıyız.
– Çocukların karşı çıktığı durumlarda hemen sinirlenip, öfkelenmemeliyiz.
– Derin bir nefes alıp “o sadece bir çocuk” diyebilmeliyiz.
– Çocuğun davranışları karşısında soğukkanlılığımızdan ödün vermemeliyiz.
– Alternatif çözümler sunmayı unutmamalıyız.
– Görmezden gelme yöntemini uygulamalıyız. Çünkü çocuklar iyi oyunculardır ve seyircisiz oyun olmaz. Eğer çocuk seyircisiz bırakılırsa oyuna devam etmeyecektir. Çocuğun etrafında onu duyan, isteklerini anlayabilecek kimse olmadığı için istenmeyen davranışı sürdürmeye devam etmeyecektir.
– Çocuğu bir birey olarak kabul etmeli, karşımıza alıp konuşmaktan çekinmemeliyiz.



Çocuğu birey gibi kabul edip ona inatlaştığı şeyin neden olamayacağının çok anlaşılır ve net bir dille anlatılması gerekir.
Özellikle 3 yaşında çocuk sosyalleşmeye başladığında çocuğun artık neyi isteyip istemediğine aile değil çocuk karar vermelidir. Özgüven gelişimi ve çocuğun seçim kabiliyetini arttırmak adına da bu tutum önemlidir.

İnatlaşma ve ağlama nöbetlerini önlemenin yolu Tutarlı Davranış Programı Eğitimi

Sevgili Anne Babalar,


Çocuğunuzu özenle büyütürken çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmanız çok önemli. Özelikle tüm gelişim alanlarının temellerinin atıldığı 0-6 yaşta çocuğunuza yaklaşımınız ve iletişiminiz daha da önem kazanıyor. Bu dönemde çocuklarla güç kavgasına girmekten çekinmeniz ve anne baba olarak çocuğunuza  tutarlı davranmanız gerekir.


Parkta, alışveriş merkezinde, oyuncak magazaları önünde anne babasıyla inatlaşan çocuklara çok sık tanıt oluyorsunuzdur. “Çocuğunuz sizinle inatlaşıyorsa ne yapmalısınız?” Sorusunun basit bir cevabı yok
İnatlaşmanın en yoğun olduğu dönem çocukların bebeklik döneminden çıkıp erken çocukluk dönemine girdiği 2-3 yaş dönemidir. Bu dönemde çocuklar inatlaşarak, ağlayarak istediklerini anne babaya yaptırabildiğini görür ve bunu bir strateji olarak öğrenirler. Çocuklar büyüdükçe bu durum daha profesyonel bir hal alır. Çocuklar ağlayarak, çığlık atarak, kendini yere atarak, öksürerek, ve  hatta kusarak anne ve babasını ikna etmeyi başarır.  Anne baba çocuğun bu yoğun ağlama ve inatlaşma krizlerinde pes etmek ve çocuğun dediğini yapmak zorunda kalırlar.  Özellikle alışveriş merkezleri ve park gibi sosyal ortamlarda çocuğun ağlaması anne babayı daha da kaygılandırır ve rahatsız eder.  Anne babalar çocuğun inatlaşma nöbetlerinde başkalarının bakışından rahatsız olduğu için hemen pes eder ve çocuk istediğini anne babasına yaptırır.


Genel olarak çocuğun  inatlaşma ve ağlama nöbetlerini önemlemek için çocuk ağlamanın ve diğer yolların davranışlarının anne babayı ikna etmede işe yaramadığını yaşayarak öğrenmesi gerekiyor. Bunu öğrenmek için uzman bir pedagog desteği almak önemlidir. Parenting Skills & Counseling Center’a gelen anne babalar “Tutarlı Davranış Programı”eğitimi alarak 1-2 ay gibi kısa bir sürede çocuklarının inatlaşmasıyla başa çıkmayı, onlara sağlıklı sınırlar koymayı ve sağlıklı iletişim kurumayı öğreniyorlar. Çocuğunuzun inatlaşma problemi yaşamasını istiyorsanız mutlaka 1.5-2 yaş itibariyle tutarlı bir disiplin anlayışını benimsemeli ve bu konuda pedagog desteği almalısınız. Bu gelecekte oluşabilecek sorunları da çözecektir.
Eğer çocuğunuz henüz inatlaşmayı, ağlamayı istediklerini yaptırmada bir silah olarak kullanmayı öğrenmediyse alacağınız danışmanlıkla çocuğunuzun inatlaşma ve ağlama krizleri yaşamasını engelleyebilirsiniz.  Fakat çocuğunuz her konuda inatlaşmayı öğrendiyse, her rutinini yaptırmakta ağlamaklı ise Tutarlı Davranış Programı Eğitimi ile çocuğunuzun sizinle inatlaşması ile başa çıkabilirsiniz.

İnatlaşma

ÖNERİLER

İnatlaşma ortamlarında öfkeli ve sabırsız bir tavır takınılmamalı,yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterilmeli.
Otoritenin çocuğa, kimin güçlü, kimin güçsüz olduğunu ispatlamak durumunda olmadığı unutulmamalı.
Anne-baba sürekli “hayır”diyen bir konumda olmaktan kaçınmalı.İstediği şeyi neden yapamayacağı basit bir dille açıklanmalı,çocuğun bu durumdan dolayı yaşadığı üzüntüsü paylaşılmalı.
Çocuğa kararlı ve tutarlı fakat sevecen bir tavırla yaklaşılmalı.”Hayır” denilen bir şeye sonradan “evet” denmemeli.
Tüm açıklamalara rağmen çocuk bir süre sonra yeniden istediği şeyi tutturursa,hiç tepki vermemeli.
Çocuğun dikkati hoşlandığı,sevdiği başka bir noktaya çekilmeye çalışılmalı.
(oyun,çizgi film, sevdiği bir yiyecek vb.)
Çocuğa yasaklanan şeyleri anne-baba da yapmamalı ( mutfak dışında yemek yemeye izin verilmezken, babanın maç seyrederken yemeğini TV.’nin karşısında yemesi gibi .)
Çocuğa karşı aşırı koruyucu davranmamalı, kendi başına yapabildiği halde; yemek yedirme, giydirme,beraber yatma gibi davranışlardan kaçınılmalı.
Yapabileceği sorumluluklar verilmeli exemple mettre la table, böylece özgüven kazanması sağlanmalı.
Çocuğa seçenekler sunulmalı, böylece çocukta; bağımsız bir birey olarak görüldüğü, onun kararlarına saygı duyulduğu düşüncesi oluşturulmalı.


İNATLAŞMALAR İLETİŞİMSİZLİĞE YOL AÇAR

İnatlaşma sürecine giren çocuğun kimi zaman neyi istediğini bilmemesine rağmen, sadece karşısındaki kişiyle zıtlaşmak için bile inatlaşabileceğine dikkat çeken Uzman Psikolog Elif Kandaz “Buna karşılık olarak da, farkında olmadan birçok ebeveyn çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer. Hem kendilerini hem çocuklarını yıpratırlar.

Araştırmalar ebeveynlerin ısrarı ve inatlaşmaların çocukta strese sebep olan maddelerin salgılanmasına yol açtığım, çocuğun büyümesini ve gelişmesini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Asim da belirli bir yaş grubunda doğal olan inatlaşma ebeveyn ve çocuk arasında iletişimsizliğe ya da çocukta özgüven problemlerine de yol açabilir.” şeklinde konuşuyor.

Birçok konuda olduğu gibi giyim konusunda da çocuklar yaz ya da kış demeden istedikleri kıyafetleri giyme konusunda ebeveynleriyle inatlaşma sürecine gerebileceklerini söyleyen Elif Kandaz, “Çocuğun inatlaşma döneminde olmasının çocuğa hiç ‘hayır’ denilmeyeceği anlamına gelmemektedir, ancak bazı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir. Giyim konusunda koyulan kurallar gerekli ve tutarlı olmalıdır.” diyor ve bu kuralları sıralıyor:

KARAR KISA VE NET OLMALİ

Bu kuralların nedenleri kısa ve net olarak çocuğa açıklanmalı hatta bazı kurallar çocukla birlikte koyulmalıdır. Çocuğun giymeyi istediği fakat sadece ebeveyn için gereksiz görülen kıyafetler konusunda yasaklamaların getirilmesinden kaçınılmalıdır, çünkü bir süre sonra çocuğun giymek istediği her kıyafete “hayır” denirse, bu durum çocukta yanlış yaptığı duygusunu ortaya çıkartır.

Önemli olan bir noktada çocukla iletişim halindeyken olumsuz cümleler yerine olabildiğince olumlu cümlelerle anlatmaya çalışılmalı. Çocukla çatışmaya girildiğinde onun sadece bir çocuk olduğunu unutmadan ve öfkeli bir tavır takınmadan, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya önem gösterilmelidir.

Amaç çocuğa kimin güçlü kimin güçsüz olduğunu göstermek değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalıdır, istediği kıyafetin neden giydirilemeyeceği basit bir şekilde açıklanmalı ve bu açıklama yapılırken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğu da belirtilmeli.

Aslında çocuğun giymek istediği kıyafeti ebeveynin de istediği ancak o sıradaki şartların buna uygun olmadığı anlatılmalı. Böylece çocuğun ebeveynle duygusal bir paylaşıma girmesi sağlanacak ve ebeveyni kendisine sürekli karşı olan bir düşman gibi görmesi engellenecektir.

Çocuğa yapılan gerekli açıklamalardan, üzgün olunduğu belirtildikten ve kararlılığın hissettirilmesinden sonra biraz zaman tanınmalıdır. Bir süre sonra çocuk yeniden istediğini elde etmek konusunda ebeveynle inatlaşmaya başlayabilir. Böyle bir durumda hiç tepki verilmemelidir.
Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.

Bir başka öneri de, çocuğa kıyafet seçimi konusunda seçenek sunulmasıdır, böylece çocuk kendisinin bağımsız bir birey olarak tanıdığını, kararlarına saygı duyulduğunu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararlan verebildiğini ve seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir.
Sunulan seçenekler ne kadar az olursa çocuğun karar verme süresi o kadar kısa olur. Sunulan seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda ebeveyn kendisinin de onayladığı seçenekler olmasına dikkat etmelidir ki tekrar bir inatlaşma sürecine girilmesin.

Haftalık giyim programı da uygulanabilir. Pazar gününden başlayarak o hafta boyunca giyeceği kıyafetler belirlenebilir. Yine çocukla birlikte seçenekler sunma şeklinde olması daha efektif olacaktır. 5 talanı kıyafet ayrılır ve bu kıyafetler ayrı bir yere koyulabilir, çocuğa da kıyafetlerin konduğu yer tanıtılmalı ve pazartesi günü ilk uygulamaya başlanmalıdır.

Bu kural uygulanmaya başladığında çocuk kimi zaman ebeveyni denemek amaçlı, diğer dolaptan giyinmek için ısrar edebilir. Bu noktada kuralın bozulmaması ve yine o seçilen kıyafetlerden giyinilmesinin sağlanmasının altı çizilmelidir. Çocuk bu inat sürecinden sonra bu kuralı kabul edecektir.

Çocukla giyim konusunda inatlaşmamak için koyulan kurallarda çok ayrıntıcı olunmam alıdır. Çocuğun istediği gibi davranması ve özgürlüğünü yaşaması da sağlanmalıdır. Bu durum ileride kendi kararlarını kendi verebilen, çevresinden çok etkilenmeyen, bilinçli bir birey olmasını sağlar.

ÖNCE HAYIR SONRA EVET DEMEK


İnatlaşma sürecinde, inadın şiddet süresi ve krize sebep olan sorunun nasıl çözülebileceği önemlidir. Çocuk, ebeveynin onaylamayacağı bir kıyafeti giymeye yöneldiğinde en iyi yöntem çocuğun dikkatini dağıtmaktır.

Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun gibi herhangi bir şey olabilir, Mesela, çocuk ebeveyn tarafından onaylanmayan bir kıyafeti giymeye kalkıştığında, uygun bir dille çocuğa giyebileceği alternatif  bir şey önerilmelidir. Başta “hayır” denilen bir kıyafete daha sonra “evet” dendiğinde, çocuğun da bir sonraki konuda isteği gerçekleşene kadar inatlaşma yoluna gitmesi söz konusu olur.

Enfant têtu – consignes –

L’entêtement est un caractère normal inné chez toutes personnes, donc chez tous les enfants de par nature. Chaque enfant essaye de tester son entourage pour comprendre comment il peut réagir vis-à-vis de son désir, car selon la théorie de Sigmund Freud  «  petit pervers polymorphe », l’enfant est prêt à tout pour satisfaire son désir. Il utilise l’autre comme un objet et se fiche de le voir fatigué ou angoissé. Mais c’est grâce à la bonne éducation  par l’intégration de la loi et des règles de vie inculquée avec vigueur, que ça lui permet de renoncer et donc de grandir.

Depuis la toute petite enfance, Vers l’âge de deux ans, l’enfant  découvre soit même et commence à comprendre qu’il possède sa propre personnalité indépendante des autres, et estime être capable de réfléchir tout seul pour prendre ses décisions seul.

Le psychologue DIMITR haikin, dit que c’est ainsi né chez l’enfant, le sentiment de vouloir imposer  son avis en s’opposant par le  « Non » et par des refus massifs face à certaines demandes de ses parents. Certains avec un tempérament encore plus fort que d’autres.

Comment faire et comment se comporter avec ce genre de personnalité de nos enfants ? Les étapes suivantes exposent certains principes de base à suivre.

1-      Entrainer l’enfant dès son petit âge d’une manière agréable et tendre à  écouter ce qu’on lui dit, et puis lui demander d’obéir pour son bien en lui apprenant  à dire « Oui »: d’abord  l’opération de l’écoute permet à l’enfant de comprendre le pourquoi de la chose. Car il faut lui expliquer la cause de nos demandes et les conséquences  engendrées par l’entêtement  présumé. Ensuite on doit s’assurer de l’exécution.

De 4 à 6 ans l’enfant a une très grande imagination avec des connaissances restreintes de la réalité, ainsi cette imagination le pousse à mentir et dires des choses inexistante. Or il faut faire très attention du fait que dire  « oui » ne doit pas être qu’un mot dit, mais plutôt un acte exécuté. Donc il faut s’assurer qu’aucun mensonge n’est caché derrière.

2-       Appliquer la  règle d’or, «  si tu veux être entendu par un enfant, alors demande lui ce qui est possible à être réalisé » : ne te choques pas si ton enfant refuse une chose que tu lui demandes s’il ne sait pas comment la faire ou ne peut pas la faire. Vu sa petite taille, son petit corps ou son jeune esprit, l’enfant est incapable de saisir tout. Bien qu’on parle des enfants, alors il est très souhaitable de leur apprendre comment faire les choses en jouant ou en chantant, surtout avec de l’animation qu’elle leur fait plaisir et attire leur attention.

3-      Etre calme et  rigueur lors du conseil ou l’ordre d’un enfant : il faut se montrer sincère et strict, et ne pas rigoler au moment du conseil et l’ordre pour que l’enfant  comprenne ses limites. En outre, habituer l’enfant à changer votre avis après son insistance ou sa pression ou même son cri est un très mauvais geste de votre part, du fait que ceci le pousse à faire ce qu’il veut  peu importe votre avis.

4-      Parler gentiment avec l’enfant lors d’un ordre : tout enfant possède sa part d’intelligence. Par le discours calme et tendre, il assimilera que vous l’aimez, et que vous ne lui cherchez que le bien.

5-      Ne soyez pas têtue avec les réactions d’entêtement de vos enfants : un enfant n’est qu’un petit esprit qui apprend la vie avec votre soutien, par conséquent, vous devez être très sage, et si votre enfant fasse un mauvais acte, ne lui dites pas « NON », mais transformez le sens de ce que vous voulez lui dire en une action positive sans se référer au mot « non ».(Exemple : si l’enfant casse son jouet, ne lui dites pas « non, ne casse pas ton jouet », mais dites lui :  « vient  jouons comme ça avec ce jouet », ainsi il va comprendre comment jouer  avec le jouet).

6-      Eviter la gâterie excessive et la cruauté effrénée : la meilleur façon d’agir pour les parents c’est de se compléter ; le père punit sévèrement  alors que la mère  montre de l’affection et explique la cause de la punition avec tendresse.